Ege
Denizi'nin kuzeydoğusunda Çanakkale Boğazı'nın güneybatısında
bulunan Bozcaada, Çanakkale İli'nin bir ilçesidir. Türkiye'nin
Gökçeada ve Marmara Adası'ndan sonra 3. büyük adasıdır. Çanakkale
Boğazı'na 19 km., Feribot bağlantısının sağlandığı Odun İskelesine
6 km. uzaklıktadır. Ada, çok yüksek olmayan düzlük halinde olup,
engebeli kısımları doğudadır. Buradaki Göztepe adanın en yüksek
noktasıdır (191 m.). Jeolojik yönden Biga Yarıamadası'nın
uzantısını oluşturur. Buradaki katmanlaşma çeşitlilik gösterir.
Güneydoğu kesimi kristalin şişt ve mermerlerden oluşmuştur.
Kuzeydoğudaki kesim de ise bir lav kütlesi olan Göztepe
bulunmaktadır. Adanın kıyıları falezler nedeniyle dik ve
kayalıktır. Bunların aralarında kumsallarla kaplı küçük koyları
bulunmaktadır. Bozcaada'nın, kuzeydoğusunda Eskikale Burnu,
Erenler Burnu; doğusunda Tabya Burnu, Nar Burnu, Sarıtaş Burnu;
güneyinde Tuzburnu, Kocatarla, Mermer Burnu, Sulubahçe Burnu,
Habbeli Burnu; Batısında Batı Burnu; kuzeyınde Kıllık Burnu olmak
üzere oniki burunu vardır. Bu burunlar arasında da Liman Koyu,
Değirmenler Koyu, Poyraz Limanı, Çanak Limanı, Çapraz Limanı,
Çanak Limanı, Kocatarla Limanı, Lagor Limanı, Ayana Limanı, Ayazma
Koyu, Sulubahçe Koyu, Habbeli Koyu isimlerinde oniki adet koyu
vardır. Ayrıca Bozcaada çevresinde irili ufaklı 10 ada bulunur.
Bunlar Tavşan, Piresa, Orak, Yılan, Fener, Taş, Kasık, Gökçe ve
Sıçancık adalarıdır. Yüzölçümü 43 km2 olup, toplam nüfusu
2.543'tür.
Bozcaada'nın ekonomisi, iklimin
özelligi nedeniyle bağcılık, sarapçılık , balıkçılık ve turizme
dayalıdır. Ayrıca, sebzecilik, küçükbaş hayvancilik gibi daha çok
aile ekonomisine yöneliktir.Antik çağda ismini Klonai kralı
Kyknos’un oğlu Tenes’den alarak Tenedos olan Adadaki yerleşimin
son yıllarda yapılan kazılarda ortaya çıkan buluntulara
dayanılarak M. Ö.3000’de , Erken Bronz çağında başladığı
anlaşılmıştır. Ancak burada yaşayan ilk toplulukların kim
oldukları ise çelişkilidir, Lesbos (Midilli) adasından buraya
gelenlerin olduğu söylenmişse de Anadolu’nun yerli halkı
Pelasgların da burada yaşadıkları ileri sürülmüştür. Troia Savaşı
sırasında Akhalar gemilerini burada gizlemiş, Adayı zaman zaman
yağmalamışlar,kadınlarını kaçırmışlardır. İonya ayaklanmasından
sonra Tenedos da Pers egemenliğini kabul etmek zorunda kalmıştır.
Attika –Delos Deniz Birliğine katılmış , M. Ö. 500‘de Atinalıların
kolonisi olmuş, ardından Bergama, sonra da Roma’ya bağımlı
olmuştur. M. Ö. 63’de adanın önünde Romalı komutan Lukullus
Mitridates’in donanmasını batırmıştır. Deniz ticareti yönünden
önemli konumu , diğer devletlerin dikkatini üzerinde toplamasına
neden olmuştur. Bizans egemenliğini sırasında Haçlı Seferlerinden
zarar görmüş, Cenevizlilerle Katalonyalıların ilgisini çekmiştir.
Aydınoğlu Umur Bey İzmir’i ele geçirdikten sonra 1328 veya 1329’da
Bizansın elinde olan Bozcaada’yı yağmalamıştır.
Aynı
yıllarda Venedik ve Cenevizliler adayı ele geçirmeyi planlamışlar,
sonunda Venedikliler Bizanslılarla anlaşarak 1377’de adayı işgal
etmişlerdir. Ancak onların bu davranışı Cenevizlilerle aralarının
bozulmasına neden olup, her iki devleti savaşa tutuşturmuştur.
Venedik ve Cenevizlilerin bu savaştan zarara uğraması üzerine
1381’de Savua dukalığının başkenti Turin de (Torino) yapılan
antlaşma uyarınca Venedikliler adayı boşaltmak zorunda
kalmışlardır. Bu arada Adadan ayrılırlarken kalenin burçlarını
yıkmışlar, orada yaşayanları Girit’e , Kandiye’ye götürmüşlerdir.
Bundan sonra uzun bir süre boş kalan Adayı Venedikliler ile
Cenevizlilerin yeniden ele geçirmek istemişlerse de bunda başarılı
olamamışlardır. Nitekim, ünlü İspanyol gezgini Clavio 1403’de
adanın boşaltılmış oluşuna ve yıkık kalesine değinmiştir. Aynı
şekilde 1435 -1439’da buradan geçen Peratafor da adanın
terkedilmiş ve boş olduğunu söylemiştir. Osmanlılar XIV.yüzyılın
ikinci yarısında Çanakkale Boğazı çevresine yerleşmeye başlayınca
Bozcaada ile ilgilenmeye de başlamışlardır. Fatih Sultan Mehmet’in
donanması Akdeniz seferine çıkarken buraya uğrayarak ikmal
yapmıştır. Osmanlıların Venediklerle yapmış oldukları uzun süreli
savaşlarda Bozcaada önemli rol oynamıştır. Nitekim 1464’de yapılan
savaşta Limni adasında üstlenen Venedik donanmasının üzerine
Kaptan-ı Derya Mahmut Paşa gönderilmiştir. O sırada Bozcaada’nın,
Venediklilerin kontrolünde olduğu öğrenilince Çanakkale Boğazının
güvenliği için Adanın ele geçirilmesi düşünülmüştür. Bundan sonra
Köprülü Mehmet Paşa Bozcaada’ya gelerek kalenin yıkılmış
yerlerini, harap kasabayı onartmıştır. Bu arada da kendi
katkısıyla ismini verdiği bir de cami yaptırmıştır. Girit Savaşı
sırasında Venedikliler 1656’da adayı tekrar ele geçirmişlerse de
ertesi yıl Köprülü Mehmet Paşa tarafından yeniden Osmanlıların
topraklarına katılmıştır. Kaptan-ı Derya Mezomorta Hüseyin Paşa
1697’de Venediklileri Bozcaada önünde bir kez daha yenmiş ve bu
savaş tarihe “Bozcaada Deniz Savaşı“ olarak geçmiştir. Osmanlılar
1717’de Bozcaada ve Limni önlerinde Venedik donanmasını bir kez
daha yenmiştir. İngilizlerin müttefiki olan Rus donanması Bozcaada
önünde demirleyerek Çanakkale boğazını kapatmıştır. Kaptan-ı Derya
Seyyit Ali Reis 1807’de Çanakkale’den çıkarak Rus donanmasına
saldırmış, her iki taraf büyük zarara uğramış, kazanan belli
olmamıştır. Bu savaştan sonra korsanların burada faaliyeti artmaya
başlayınca Sultan II . Mahmut (1784-1839) Bozcaada kalesini
yeniden yaptırmıştır. Ardından da Limni Sancağı , Cezayir-i Bahr-
i Sefid eyaletinin Midilli sancağına bağlı bir kaymakamlık olarak
teşkilatlandırılmıştır.
XIX.yüzyılda Limni sancağına bağlı bir kaza olan Bozcaada, Balkan
Savaşı (1912) sırasında Yunan işgaline uğramış ve bu işgal
Kurtuluş Savaşı’nın sonuna kadar sürmüştür.
Lozan
Antlaşması’ndan sonra 21 Eylül 1923’te Türkiye topraklarına
katılmış ve ilçe konumuna getirilmiştir.
Bozcaada’da günümüze gelebilen
tarihi eserler;Köprülü
Mehmet Paşa Camisi (Yalı Cami)
Alaybey Camisi
Bozcaada Kalesi
Namazgâh Çeşmesi
Ayazma Çeşmesi
Aburga Ahmet Dede Türbesi
Panais Theotokos Rum Kilisesi
Ayazma